Anlaşılmak,
İyileşmenin
İlk Adımıdır.
Duygularınızı keşfetmek, zorluklarla başa çıkmak ve daha sağlıklı bir yaşam sürmek için güvenli ve yargısız bir alanda, size özel terapi desteği.

Hakkımda

Merhaba, ben Klinik Psikolog Büşra Gizem Genç.
Yeditepe Üniversitesi İngilizce Psikoloji bölümünden mezun oldum. Ardından Üsküdar Üniversitesi'nde Tezli Klinik Psikoloji Yüksek Lisans programını tamamlayarak 2019 yılında "Klinik Psikolog" unvanını aldım. Yüksek lisans tez çalışmamı "14–17 Yaş Arasındaki Ergenlerin Psikolojik Sorunları ile Aile Denetimi Arasındaki İlişkinin İncelenmesi" üzerine tamamladım.
Mesleki yolculuğuma çocuklar, ergenler ve ailelerle çalışarak başladım. Eğitim sürecimde Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi gibi çeşitli kurumlarda sosyal sorumluluk projelerinde yer aldım. Lisans eğitimimin ardından bir süre özel bir okulda psikolog olarak görev yaptım. Yüksek lisans eğitimim sırasında ise NP Feneryolu Polikliniği ve NP Ümraniye Beyin Hastanesi'nde klinik çalışmalar yürüttüm ve stajlarımı tamamladım.
Uzmanlık alanlarım ve uyguladığım terapi yöntemleri arasında Bilişsel Davranışçı Terapi, Deneyimsel Oyun Terapisi ve Şema Terapi bulunmaktadır. Ayrıca WISC-IV Zekâ Testi (Türk Psikologlar Derneği), Moxo Dikkat Testi, yetişkin objektif testler ve MMPI (Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri) gibi testlerin uygulayıcı sertifikalarına sahibim.
Türk Psikologlar Derneği (TPD) üyesiyim. KAÇUV (Kanserli Çocuklara Umut Vakfı) ve TOÇEV gibi vakıflarda gönüllü psikolog olarak çalışmalar yürüttüm. Danışanlarıma güvenli, kabul eden ve yargısız bir terapi ortamı sunmayı önemseyerek; yaşamlarındaki güçlükleri anlamalarına, duygularını düzenlemelerine ve daha sağlıklı bir psikolojik iyi oluşa ulaşmalarına eşlik etmeyi amaçlıyorum.
Çalışma Alanlarım
Her yaş grubunun ihtiyaçları ve gelişimsel süreçleri farklıdır. Size en uygun desteği sunmak için özelleştirilmiş yaklaşımlar kullanıyorum.
Yemek seçiciliği ve beslenme problemleri
Tuvalet eğitimi ve alt ıslatma
Dikkat ve konsantrasyon sorunları
Okula başlama süreci ve okul fobisi
Boşanma sürecinde çocuk desteği
Kardeş kıskançlığı
Yas ve travma sonrası destek
Gece korkuları ve uyku problemleri
Ayrılık kaygısı, korkular ve kaygılar
Tırnak yeme, saç koparma (trikotillomani)
Saldırganlık ve öfke kontrolü
Davranışsal sorunlar ve müdahale
Cinsel kimlik ve cinsellik eğitimi üzerine danışmanlık
Akran ilişkileri ve sosyal beceriler
Beden algısı, benlik saygısı
Kimlik gelişimi ve ergenlik dönemi zorlukları
Riskli davranışlar
Kurallara uymama ve otorite ile çatışma
Öfke kontrol problemleri, agresif davranışlar
Özgüven eksikliği ve yetersizlik duyguları
Sınav ve performans kaygısı
Kaygı bozuklukları, panik atak
Depresif duygu durum ve içe kapanma
Bilişsel çarpıtmalarla çalışma (BDT temelli)
Yeme davranışı ve duygusal yeme
Obsesif düşünceler ve takıntılı davranışlar
Mükemmeliyetçilik ve aşırı kontrol ihtiyacı
Sağlıklı sınır koyma
Yaşam geçişleri ve uyum sorunları
Travma sonrası stres belirtileri (TSSB)
Bağlanma stilleri ve döngüler
İlişki ve çift problemleri
Stres yönetimi ve tükenmişlik (burnout)
Depresyon ve duygu durum bozuklukları
Kaygı Bozuklukları (genel, sağlık, panik)
Blog
Faydalı BilgilerWISC-IV Zeka Testi: Ebeveynlerin Bilmesi Gerekenler
WISC-IV Zeka Testi Nedir? Ebeveynler, çocuklarının okul başarısı, dikkat süresi, öğrenme biçimi veya problem çözme becerileri hakkında zaman zaman daha ayrıntılı bilgiye ihtiyaç duyabilir. Özellikle bir çocuk bazı alanlarda zorlanırken başka alanlarda daha güçlü performans gösteriyorsa, yalnızca karne notlarına bakmak yeterli olmayabilir. WISC-IV zeka testi, çocukların bilişsel becerilerini çeşitli alt alanlar üzerinden değerlendirmeye yardımcı olan […]
WISC-IV Zeka Testi Nedir?
Ebeveynler, çocuklarının okul başarısı, dikkat süresi, öğrenme biçimi veya problem çözme becerileri hakkında zaman zaman daha ayrıntılı bilgiye ihtiyaç duyabilir. Özellikle bir çocuk bazı alanlarda zorlanırken başka alanlarda daha güçlü performans gösteriyorsa, yalnızca karne notlarına bakmak yeterli olmayabilir.
WISC-IV zeka testi, çocukların bilişsel becerilerini çeşitli alt alanlar üzerinden değerlendirmeye yardımcı olan bireysel bir değerlendirme aracıdır. Test, çocuğun düşünme, akıl yürütme, çalışma belleği ve işlemleme gibi bilişsel süreçlerine ilişkin bilgi sağlayabilir.
Burada önemli bir noktayı vurgulamak gerekir: WISC-IV sonucu çocuğu tek başına tanımlamaz. Bir çocuğun zekâsı, kişiliği, duygusal dünyası, yaratıcılığı veya gelecekte neler başaracağı yalnızca bir test puanıyla açıklanamaz.
WISC-IV hangi yaş grubuna uygulanır?
WISC-IV, çocukların bilişsel becerilerini değerlendirmek amacıyla kullanılan bir ölçme aracıdır. Uygulama yaşı ve değerlendirme süreci, kullanılan testin güncel normlarına, uygulama koşullarına ve uzman değerlendirmesine göre ele alınmalıdır.
Bu nedenle ebeveynlerin yalnızca internet üzerindeki genel yaş bilgilerine göre karar vermek yerine, çocuğun ihtiyaçlarını bir uzmanla görüşmesi önemlidir. Uzman; çocuğun yaşı, başvuru nedeni, gelişim öyküsü ve değerlendirme amacına göre uygun yöntemi belirler.
WISC-IV hangi alanları değerlendirir?
WISC-IV, bilişsel işleyişi tek bir başlık altında değerlendirmek yerine farklı beceri alanları üzerinden incelemeye yardımcı olur. Bu alanlar genel olarak şu başlıklarla ilişkilidir:
Sözel anlama ve ifade
Çocuğun sözel bilgileri anlama, ifade etme, kavramlar arasında ilişki kurma ve öğrendiklerini sözel olarak kullanma becerileri hakkında bilgi sağlayabilir.
Algısal akıl yürütme
Görsel bilgilerden yararlanarak problem çözme, parçalar arasındaki ilişkileri fark etme ve yeni bir görevi akıl yürüterek ele alma süreçleriyle ilişkilidir.
Çalışma belleği
Çocuğun kısa süreli olarak aldığı bilgiyi zihninde tutması, bu bilgi üzerinde işlem yapması ve gerektiğinde kullanmasıyla ilgilidir. Ders yönergelerini takip etme veya zihinden işlem yapma gibi günlük görevlerle bağlantılı olabilir.
İşlemleme hızı
Görsel bilgileri belirli bir süre içinde fark etme, ayırt etme ve doğru biçimde işleme becerileriyle ilişkilidir. Bu alan, çocuğun günlük yaşamındaki genel hızını veya değerini tek başına göstermez.
WISC-IV testi hangi durumlarda önerilebilir?
WISC-IV değerlendirmesi farklı başvuru nedenleriyle gündeme gelebilir. Örneğin:
- Çocuğun akademik performansı ile gözlemlenen potansiyeli arasında belirgin fark varsa
- Öğrenme sürecinde zorlanmalar gözleniyorsa
- Dikkat, çalışma belleği veya yönerge takibiyle ilgili güçlükler varsa
- Çocuğun bazı derslerde belirgin şekilde başarılı, bazı derslerde ise zorlandığı görülüyorsa
- Gelişimsel özellikler hakkında daha ayrıntılı bilgiye ihtiyaç duyuluyorsa
- Üstün yetenek veya bilişsel güçlü yönler konusunda değerlendirme yapılması düşünülüyorsa
- Okul, aile veya uzman gözlemleri arasında açıklanması gereken farklılıklar varsa
Bu maddelerden birinin bulunması, çocuğun mutlaka bir sorunu olduğu anlamına gelmez. Testin gerekip gerekmediği, çocuğun bütüncül değerlendirmesi sonrasında belirlenmelidir.
WISC-IV testi nasıl uygulanır?
Test, çocukla bireysel olarak ve uygun bir değerlendirme ortamında uygulanır. Uygulama sırasında çocuğun yönergeleri nasıl takip ettiği, sorulara nasıl yaklaştığı, zorlandığında ne yaptığı ve problem çözme biçimi gibi gözlemler de değerlendirme sürecine katkı sağlayabilir.
Testin uygulanma süresi çocuğun yaşına, hızına, dikkat durumuna ve değerlendirme sürecinin kapsamına göre değişebilir. Çocuğun test öncesinde yeterince dinlenmiş olması, değerlendirme ortamında kendini güvende hissetmesi ve süreç hakkında yaşına uygun biçimde bilgilendirilmesi yararlı olabilir.
Ebeveynlerin test sırasında çocuğa cevapları öğretmeye çalışmaması veya performans baskısı oluşturmaması önemlidir. Amaç çocuğu sınamak değil, bilişsel becerileri hakkında mümkün olduğunca sağlıklı bilgi edinmektir.
WISC-IV sonucu ne anlama gelir?
Test sonucunda farklı bilişsel alanlara ilişkin bulgular elde edilebilir. Bazı çocuklarda alanlar birbirine yakın sonuçlar verirken, bazı çocuklarda güçlü ve zorlanılan alanlar arasında belirgin farklılıklar görülebilir.
Bu farklılıklar çocuğun:
- Bilgiyi öğrenme biçimi
- Yönergeleri takip etme şekli
- Zaman baskısı altındaki performansı
- Sözel ve görsel görevlerdeki yaklaşımı
- Akademik görevlerde yaşadığı güçlükler
hakkında değerlendirme yapılmasına yardımcı olabilir.
Ancak tek bir puan veya tek bir alt test sonucu üzerinden kesin bir yorum yapmak doğru değildir. Sonuçların anlamı; çocuğun gelişim öyküsü, okul deneyimi, duygusal durumu, dikkat düzeyi ve günlük yaşam gözlemleriyle birlikte ele alınmalıdır.
WISC-IV testi tanı koyar mı?
Hayır. WISC-IV, tek başına psikiyatrik veya gelişimsel bir tanı koymaz. Örneğin dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü, üstün yetenek veya başka bir klinik durum hakkında değerlendirme yapılırken test sonuçları yalnızca sürecin bir parçası olabilir.
Tanısal değerlendirmelerde gerekli görüldüğünde klinik görüşme, gelişim öyküsü, okuldan alınan bilgiler, gözlemler ve başka değerlendirme araçları da dikkate alınır.
Bu nedenle test sonucunu internet üzerindeki puan tablolarıyla karşılaştırmak veya yalnızca tek bir sonuca göre karar vermek yerine, raporu uygulamayı gerçekleştiren yetkin uzmandan dinlemek daha sağlıklıdır.
Ebeveynler test öncesinde nasıl hazırlanabilir?
Ebeveynler çocuğa testin bir sınav olmadığını, doğru ya da yanlış cevaplar üzerinden değerinin belirlenmeyeceğini yaşına uygun bir dille anlatabilir.
Şu tür bir açıklama kullanılabilir:
“Senin nasıl düşündüğünü ve bazı görevleri nasıl yaptığını anlamaya yardımcı olacak çalışmalar yapacaksın. Bu, okul sınavı gibi bir sınav değil. Elinden geleni yapman yeterli.”
Testten önce çocuğu diğer çocuklarla kıyaslamamak, yüksek puan beklentisi oluşturmamak ve “Mutlaka başarılı olmalısın” gibi baskı yaratan cümlelerden kaçınmak önemlidir.
WISC-IV değerlendirmesinden sonra ne yapılır?
Değerlendirme sonrasında sonuçlar ebeveynlerle paylaşılır ve çocuğun güçlü yönleri ile desteklenebilecek alanları üzerinde durulur. Gerekli görülürse okul ile iletişim, çalışma düzeni, öğrenme ortamı veya başka uzmanlara yönlendirme hakkında öneriler sunulabilir.
Buradaki amaç çocuğu bir puana göre etiketlemek değil; onun ihtiyaçlarını daha iyi anlamak ve uygun desteği planlamaktır.
Örneğin bir çocuk çalışma belleği görevlerinde zorlanıyorsa kısa ve net yönergeler, bilgiyi küçük parçalara bölme veya görsel destek kullanma gibi düzenlemeler değerlendirilebilir. Bu öneriler her çocuk için aynı olmayacağından, sonuçların kişiye özel yorumlanması gerekir.
Sonuç: WISC-IV çocuğu anlamaya yardımcı olan araçlardan biridir
WISC-IV zeka testi, çocuğun bilişsel becerilerini daha ayrıntılı anlamaya yardımcı olabilir. Ancak bu değerlendirme çocuğun bütününü, kişiliğini veya geleceğini tek başına açıklamaz.
En sağlıklı yaklaşım; test sonucunu çocuğun gelişim öyküsü, okul yaşantısı, duygusal durumu ve günlük yaşam gözlemleriyle birlikte değerlendirmektir. Böylece çocuğun yalnızca zorlandığı alanlar değil, güçlü yönleri de fark edilebilir.
Çocuğunuzun dikkat, öğrenme, akademik performans veya gelişim özellikleri hakkında bilgi almak istiyorsanız, değerlendirme sürecinin sizin için uygun olup olmadığını bir klinik psikologla görüşebilirsiniz.
Büşra Gizem Genç olarak çocuk, ergen ve yetişkinlere yönelik psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yanı sıra WISC-IV ve MOXO değerlendirmeleri gerçekleştiriyorum. Süreç hakkında bilgi almak için iletişim formunu kullanabilir veya iletisim@busragizemgenc.com adresi üzerinden ulaşabilirsiniz.
Bu yazı bilgilendirme amacı taşır. Tanı veya tedavi yerine geçmez. Değerlendirme ihtiyacı kişiye göre değişebileceğinden bir uzmana danışılması önerilir.
Sıkça Sorulan Sorular
WISC-IV testi kaç yaşında yapılır?
Uygulama yaşı, testin güncel kullanım çerçevesi ve çocuğun değerlendirme ihtiyacına göre ele alınmalıdır. Net bilgi için uzmanla görüşülmesi gerekir.
WISC-IV testi ne kadar sürer?
Süre; çocuğun yaşı, çalışma hızı, dikkat durumu ve uygulama koşullarına göre değişebilir.
WISC-IV sonucu çocuğun zeki olup olmadığını gösterir mi?
Test, bilişsel becerilerin belirli alanları hakkında bilgi sağlar. Çocuğun değerini, kişiliğini veya tüm potansiyelini tek başına göstermez.
WISC-IV ve MOXO aynı şey midir?
Hayır. WISC-IV bilişsel becerilerin farklı alanlarını değerlendirmeye yardımcı olurken MOXO dikkat, dürtüsellik ve zamanlama gibi alanlara ilişkin bilgi sağlayan farklı bir değerlendirme aracıdır. Hangi değerlendirmeye ihtiyaç olduğu başvuru nedenine göre belirlenir.
Test sonucu düşük çıkarsa ne olur?
Tek bir sonuç üzerinden çocuğa etiket koymak doğru değildir. Bulguların güvenilirliği ve anlamı; test sırasında gözlemler, gelişim öyküsü ve diğer bilgilerle birlikte uzman tarafından değerlendirilmelidir.
Yaz Tatili Başladı: Çocukların Gerçekten Neye İhtiyacı Var?
Okulların kapanmasıyla birlikte birçok evde benzer bir soru gündeme gelir: “Şimdi ne yapmalıyız?” Bazı aileler yaz tatilini tamamen derslerle doldurmak ister. Eksikler kapansın, yeni döneme hazırlık yapılsın, çocuk düzenini kaybetmesin diye tatil programı yoğunlaşabilir. Bazı aileler ise “Nasıl olsa tatil” diyerek tüm düzeni bırakabilir. Uyku saatleri değişir, ekran süresi artar, günlük rutinler tamamen ortadan kalkar. […]
Okulların kapanmasıyla birlikte birçok evde benzer bir soru gündeme gelir: “Şimdi ne yapmalıyız?”
Bazı aileler yaz tatilini tamamen derslerle doldurmak ister. Eksikler kapansın, yeni döneme hazırlık yapılsın, çocuk düzenini kaybetmesin diye tatil programı yoğunlaşabilir. Bazı aileler ise “Nasıl olsa tatil” diyerek tüm düzeni bırakabilir. Uyku saatleri değişir, ekran süresi artar, günlük rutinler tamamen ortadan kalkar.
Oysa çocukların çoğu zaman ihtiyacı olan şey bu iki uçtan biri değildir. Yaz tatili, ne sadece ders çalışmak için vardır ne de tamamen sınırsız bir boşluk anlamına gelir. Çocuklar için en sağlıklı olan, dinlenme ile öğrenmenin dengede olduğu bir yaz sürecidir.
Yaz Tatili Sadece Akademik Bir Ara Değildir
Çocuklar okul döneminde yalnızca derslerle değil, kurallarla, zaman baskısıyla, sınavlarla, sosyal ilişkilerle ve beklentilerle de baş etmeye çalışırlar. Bu nedenle yaz tatili, onların yalnızca bedensel olarak değil, duygusal olarak da dinlenmeye ihtiyaç duyduğu bir dönemdir.
Bu dönemde oyun oynamak, sıkılmak, hayal kurmak, yeni şeyler denemek ve aileyle keyifli zaman geçirmek çocuğun gelişimi için oldukça değerlidir. Çünkü çocukluk yalnızca akademik başarıdan ibaret değildir. Merak etmek, keşfetmek, hareket etmek ve kendi ilgi alanlarını fark etmek de gelişimin önemli parçalarıdır.
Peki Dersler Tamamen Bırakılmalı mı?
Elbette akademik becerilerin tamamen bırakılması da bazı çocuklar için yeni eğitim yılına geçişi zorlaştırabilir. Ancak öğrenmeyi sürdürmek, mutlaka saatlerce masa başında oturmak ya da yoğun test çözmek anlamına gelmez.
Bazen birlikte kitap okumak, kelime dağarcığını destekler. Bir yemek tarifi denerken ölçüleri hesaplamak, matematik becerilerini canlı tutar. Markette alışveriş yaparken küçük hesaplamaları çocuğa bırakmak, günlük yaşam içinde öğrenmeyi sağlar. Bir gezi sırasında gördüklerini anlatmasını istemek ise gözlem, ifade ve düşünme becerilerini güçlendirir.
Yani öğrenme yalnızca okul sıralarında gerçekleşmez. Günlük yaşamın içinde, oyunla, sohbetle ve deneyimle de devam eder.
Ekran Süresi Konusunda Denge Önemlidir
Yaz tatilinde ailelerin en çok zorlandığı konulardan biri de ekran süresidir. Okul dönemindeki yoğunluk azalınca çocuklar telefon, tablet, bilgisayar ya da televizyonla daha fazla zaman geçirmek isteyebilir.
Burada amaç ekranı tamamen yasaklamak değil, sağlıklı sınırlar oluşturmaktır. Çünkü sınırsız ekran kullanımı çocuğun uyku düzenini, dikkatini, hareket ihtiyacını ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyebilir.
Bu nedenle ekran süresi konusunda net ama uygulanabilir kurallar belirlemek önemlidir. Gün içinde hareket, oyun, kitap, aile zamanı ve sorumluluklar için de alan açıldığında çocuk ekranla daha dengeli bir ilişki kurabilir.
Çocukların Sıkılmasına da İzin Verin
Birçok ebeveyn çocuğu sıkıldığında hemen bir etkinlik bulma ihtiyacı hisseder. Oysa sıkılmak her zaman kötü bir şey değildir. Hatta çocukların yaratıcılığı çoğu zaman sıkıldıkları anlarda devreye girer.
Sıkılan çocuk yeni bir oyun kurabilir, resim yapabilir, bir şeyler tasarlayabilir ya da kendi başına zaman geçirmeyi öğrenebilir. Bu nedenle yaz tatilinin her anını planlamak yerine çocuğa serbest zaman alanı bırakmak da önemlidir.
Çünkü çocukların yalnızca yönlendirilmeye değil, kendi iç dünyalarıyla temas etmeye de ihtiyaçları vardır.
Yaz Tatili Duygusal Bir Hazırlık Sürecidir
Yeni eğitim yılına hazırlanmak yalnızca eksik konuları tamamlamakla olmaz. Çocuğun dinlenmiş, merakı canlı, özgüveni desteklenmiş ve motivasyonu korunmuş şekilde okula başlaması da en az akademik hazırlık kadar önemlidir.
Bu nedenle yaz tatilinde çocuğunuzla kurduğunuz ilişki, birlikte geçirdiğiniz zaman ve ona sunduğunuz güven duygusu çok değerlidir. Sadece “Ne kadar çalıştı?” sorusuna değil, “Bu yaz nasıl hissetti?” sorusuna da dikkat etmek gerekir.
Çünkü iyi geçirilmiş bir yaz tatili, çocuğun yalnızca bilgilerini değil, duygusal kaynaklarını da güçlendirir.
Sonuç: En İyi Tatil Dengeli Olandır
Yaz tatili çocuklar için dinlenme, oyun, keşif ve öğrenmenin bir arada olabileceği değerli bir dönemdir. Bu süreçte ne tamamen ders odaklı bir program ne de tüm düzenin kaybolduğu sınırsız bir boşluk çocuk için ideal değildir.
Bazen küçük bir rutin, kısa bir okuma saati, birlikte yapılan bir etkinlik ve bolca serbest oyun yeni dönem için en sağlıklı hazırlık olabilir.
Unutmayın; çocukların yeni eğitim yılına sadece bilgiyle değil, dinlenmiş, merakı canlı ve duygusal olarak güçlenmiş şekilde başlamaya da ihtiyacı vardır.
Çünkü bazen iyi geçirilmiş bir yaz tatili, yeni eğitim yılına yapılan en güzel hazırlıktır.
Sınav Kaygısı ve Aile Desteği
Sınav dönemleri yaklaştıkça evdeki gündem değişebilir. Sofrada, arabada ya da telefon görüşmelerinde benzer konular konuşulmaya başlar. Zamanla herkesin zihnini aynı konu meşgul eder: yaklaşan sınav. Bu süreç yalnızca öğrenciler için zor değildir. Aileler de endişe, belirsizlik ve beklenti duygularıyla baş etmeye çalışır. Bu nedenle sınav dönemi, evin genel havasını etkileyebilir. Çoğu zaman fark edilmeden eve […]
Sınav dönemleri yaklaştıkça evdeki gündem değişebilir. Sofrada, arabada ya da telefon görüşmelerinde benzer konular konuşulmaya başlar. Zamanla herkesin zihnini aynı konu meşgul eder: yaklaşan sınav.
Bu süreç yalnızca öğrenciler için zor değildir. Aileler de endişe, belirsizlik ve beklenti duygularıyla baş etmeye çalışır. Bu nedenle sınav dönemi, evin genel havasını etkileyebilir.
Çoğu zaman fark edilmeden eve görünmez bir duygu yerleşir: kaygı.
Sınav Stresi Her Zaman Çalışma Eksikliği Değildir
Birçok öğrenci bu dönemde benzer sorularla uğraşır:
“Ya unutursam?”
“Ya emeklerim boşa giderse?”
“Ya istediğim sonucu alamazsam?”
“Ya ailemi hayal kırıklığına uğratırsam?”
Aslında bu düşünceler her zaman bilgi eksikliğinden kaynaklanmaz. Bazen kaygı çok yükseldiği için zihin yorulur. Böyle anlarda dikkat azalabilir, odaklanmak zorlaşabilir ve öğrenci bildiği konularda bile hata yapabilir.
Bu yüzden sınav dönemindeki her zorlanmayı “yeterince çalışmadım” diye yorumlamak doğru olmayabilir. Çünkü bazen sorun eksik bilgi değil, zihinsel yükün fazla olmasıdır.
Çocuklar Beklentilerle de Mücadele Eder
Sınav yaklaştıkça aileler iyi niyetle daha fazla konuşmaya başlayabilir. Netler, denemeler, hedefler ve gelecek planları sık sık gündeme gelebilir.
Fakat bu konuşmaların arasında önemli bir soru unutulabilir:
“Nasılsın?”
Çünkü çocuklar sadece sınava hazırlanmaz. Aynı zamanda beklentilerle de baş etmeye çalışırlar. Bazı öğrenciler için asıl baskı sınav salonunda değil, kendi zihinlerinde yaşanır.
“Ya ailemi mutlu edemezsem?”
“Ya beklentileri karşılayamazsam?”
“Ya başarısız olursam?”
Bu tür düşünceler zamanla performans kaygısını artırabilir. Bu nedenle öğrencinin yalnızca çalışma düzenine değil, duygusal durumuna da dikkat etmek gerekir.
Kaygıyı Artıran Cümleler
Sınav döneminde söylenen cümleler, öğrenciler üzerinde güçlü bir etki bırakabilir. Bazı sözler motive etmek için söylense de baskı gibi hissedilebilir.
Örneğin:
“Bu sınav hayatını belirleyecek.”
“Bu kadar çalıştıktan sonra kötü yapamazsın.”
“Artık son şansın.”
Bu cümleler çocuğun zihninde tehdide dönüşebilir. Sonuç olarak kaygı artabilir ve öğrencinin kendini daha çaresiz hissetmesine neden olabilir.
Güven Veren Cümleler Daha Destekleyicidir
Buna karşılık bazı cümleler öğrencinin kendini daha güvende hissetmesine yardımcı olur.
Örneğin:
“Elinden geleni yapman yeterli.”
“Bu süreçte gösterdiğin emek değerli.”
“Sonuç ne olursa olsun sen benim için değerlisin.”
Bu tür cümleler psikolojik yükü azaltabilir. Ayrıca güven duygusu arttıkça kaygı da azalabilir. Kaygı azaldığında ise öğrenci bildiklerine daha kolay ulaşabilir.
Başarı ve Değer Aynı Şey Değildir
Sınav dönemlerinde en sık unutulan gerçeklerden biri budur: başarı ve değer aynı şey değildir.
Bir sınav sonucu, öğrencinin belirli bir gündeki performansını gösterebilir. Ancak bu sonuç, onun değerini belirlemez. Ne kadar zeki, sevilebilir ya da önemli olduğunu göstermez.
Yetişkinler için bunu bilmek kolay görünebilir. Fakat birçok genç bunu gerçekten hissetmekte zorlanır. Bu yüzden ailelerin verdiği mesaj çok önemlidir.
Bir çocuk şunu duyabilmelidir:
“Bu sınav önemli olabilir. Ama sen bu sınavdan çok daha önemlisin.”
Son Günlerde En Çok Neye İhtiyaç Var?
Sınavdan önceki son günlerde ihtiyaç duyulan şey çoğu zaman daha fazla baskı değildir. Yeni bilgiler öğrenmeye çalışmak da her zaman işe yaramayabilir.
Bu dönemde öğrencinin en çok ihtiyaç duyduğu şey güven, sakinlik ve duygusal destektir.
Çünkü kaygı yükseldiğinde performans düşebilir. Buna karşılık öğrenci kendini güvende hissettiğinde zihinsel kaynaklarını daha rahat kullanabilir.
Eğer sınav kaygısı öğrencinin uyku düzenini, günlük yaşamını ya da ders çalışma sürecini belirgin şekilde etkiliyorsa profesyonel destek almak faydalı olabilir. Bu konuda daha fazla bilgi için Sınav Kaygısı sayfamızı inceleyebilir; çocuk ve ergen ruh sağlığıyla ilgili güvenilir kaynaklar için Türk Psikologlar Derneği paylaşımlarına da göz atabilirsiniz.
Yıllar Sonra Ne Hatırlanır?
Birçok yetişkin geçmişte girdiği sınavların sorularını hatırlamaz. Ancak o dönemde nasıl hissettiğini hatırlar.
Desteklendiğini hatırlar.
Baskı altında kaldığını hatırlar.
Kendisine güvenilip güvenilmediğini hatırlar.
Bu nedenle sınav dönemlerinde yalnızca sonuca odaklanmak yeterli değildir. Sürecin nasıl yaşandığı da önemlidir. Çünkü sonuçlar açıklanır, tercihler yapılır ve hayat devam eder. Fakat bu dönemde bırakılan duygusal izler daha uzun süre kalabilir.
Sonuç: Başarıyı mı, Kaygıyı mı Büyütüyoruz?
Sınav yaklaşırken kendimize şu soruyu sormak önemlidir:
Başarıyı mı büyütüyoruz, yoksa kaygıyı mı?
Bazen bir öğrencinin ihtiyacı yeni bir çalışma programı değildir. Bunun yerine kendisine güvenen bir ses duymaya ihtiyaç duyabilir.
Ve bazen tek bir cümle, uzun süren kaygılardan daha güçlü olabilir:
“Sonuç ne olursa olsun, ben senin yanındayım.”
Sınav dönemleri yalnızca öğrenciler için değil, aileler için de yoğun duyguların yaşandığı zamanlardır. Bir yanda “Sınav Yaklaşırken Asıl Mücadele Sorularla Değil, Kaygıyla Başlar
Sınav dönemleri yaklaştıkça evde konuşulan konular değişmeye başlar. Sofrada, arabada, telefon görüşmelerinde benzer sorular tekrar eder. Zamanla hem öğrencinin hem de ailenin zihnini tek bir konu kaplar: yaklaşan sınav.
Bu süreçte yalnızca öğrenciler değil, aileler de sınavın duygusal yükünü taşır. Öğrenciler sorularla, denemelerle ve zamanla mücadele ederken; anne babalar belirsizlikle, endişeyle ve “Acaba yeterince destek olabiliyor muyum?” sorusuyla baş etmeye çalışır.
Çoğu zaman fark edilmeden evin içine görünmez bir duygu yerleşir: kaygı.
Sınav Stresi Her Zaman Çalışma Eksikliği Anlamına Gelmez
Birçok genç bu dönemde zihninden benzer düşünceler geçirir:
“Ya unutursam?”
“Ya emeklerim boşa giderse?”
“Ya istediğim sonucu alamazsam?”
“Ya ailemi hayal kırıklığına uğratırsam?”
Bu düşünceler çoğu zaman bilgi eksikliğinden değil, kaygının yükselmesinden kaynaklanır. Çünkü beyin kendini tehdit altında hissettiğinde öğrenilmiş bilgilere ulaşmakta zorlanabilir. Dikkat dağılır, odak azalır ve kişi bildiği sorularda bile hata yapabilir.
Bu nedenle sınav döneminde yaşanan her zorlanmayı “yeterince çalışmadım” şeklinde yorumlamak doğru değildir. Bazen sorun bilgi eksikliği değil, zihinsel yükün fazlalığıdır.
Çocuklar Sadece Sınava Değil, Beklentilere de Hazırlanır
Sınav yaklaştıkça birçok aile iyi niyetle daha fazla konuşmaya başlar: netler, denemeler, sıralamalar, hedefler ve gelecek planları…
Ancak bazen bu konuşmaların arasında çok önemli bir soru kaybolur:
“Nasılsın?”
Çünkü çocuklar yalnızca sınava hazırlanmaz; aynı zamanda beklentilere de hazırlanırlar. Bazı gençler için asıl baskı sınav salonunda değil, zihinlerinin içinde yaşanır.
“Ya ailemi mutlu edemezsem?”
“Ya beklentileri karşılayamazsam?”
“Ya başarısız olursam?”
Bu düşünceler zamanla performans kaygısını artırabilir. Bu yüzden sınav dönemlerinde çocuğun yalnızca çalışma düzenine değil, duygusal durumuna da dikkat etmek gerekir.
Kaygıyı Büyüten ve Azaltan Cümleler
Bir öğrencinin sınav döneminde duyduğu cümleler düşündüğümüzden daha fazla etki yaratabilir.
Bazı cümleler baskıyı artırabilir:
“Bu sınav hayatını belirleyecek.”
“Bu kadar çalıştıktan sonra kötü yapamazsın.”
“Artık son şansın.”
Bu cümlelerin amacı motive etmek olsa da çocuk tarafından çoğu zaman tehdit gibi algılanabilir.
Buna karşılık bazı cümleler güven duygusunu güçlendirir:
“Elinden geleni yapman yeterli.”
“Bu süreçte gösterdiğin emek değerli.”
“Sonuç ne olursa olsun sen benim için değerlisin.”
Bu tür mesajlar çocuğun üzerindeki psikolojik yükü azaltabilir. Güven duygusu arttıkça kaygı azalabilir; kaygı azaldıkça da öğrenci bildiklerine daha kolay ulaşabilir.
Başarı ve Değer Aynı Şey Değildir
Sınav dönemlerinde en sık unutulan gerçeklerden biri budur: başarı ve değer aynı şey değildir.
Bir sınav sonucu kişinin belirli bir gündeki performansını gösterebilir. O dönemdeki çalışma düzeni, dikkat seviyesi ya da sınav anındaki ruh hali hakkında fikir verebilir. Ancak bir insanın değerini belirlemez.
Ne kadar zeki olduğunu, ne kadar sevilebilir olduğunu, ne kadar önemli olduğunu göstermez.
Bunu bilmek yetişkinler için kolay görünse de birçok genç bunu gerçekten hissetmekte zorlanabilir. Bu yüzden ailelerin verdiği mesaj çok önemlidir. Çocuk şunu duyabilmelidir:
“Bu sınav önemli olabilir. Ama sen bu sınavdan çok daha önemlisin.”
Sınavdan Önceki Son Günlerde En Çok Neye İhtiyaç Var?
Sınavdan önceki son günlerde ihtiyaç duyulan şey çoğu zaman yeni bilgi, daha fazla test ya da daha fazla baskı değildir.
Bu dönemde en çok ihtiyaç duyulan şey; güven, sakinlik ve duygusal destektir.
Çünkü kaygı yükseldiğinde performans düşebilir. Ancak kişi kendini güvende hissettiğinde zihinsel kaynaklarını daha rahat kullanabilir. Bu nedenle son günlerde ailelerin sakin kalması, öğrencinin de kendisine yüklenmeden süreci tamamlaması oldukça kıymetlidir.
Yıllar Sonra Hatırlanacak Olan Ne?
Birçok yetişkin geçmişte girdiği büyük sınavların sorularını hatırlamaz. Ama o dönemde nasıl hissettiğini hatırlar.
Kendisine nasıl davranıldığını…
Desteklendiğini mi…
Yoksa sürekli baskı altında mı hissettiğini hatırlar.
Bu nedenle sınav dönemlerinde yalnızca başarıya değil, sürecin nasıl yaşandığına da dikkat etmek gerekir. Çünkü sonuçlar açıklanır, tercihler yapılır, hayat devam eder. Ama bu süreçte bırakılan duygusal izler bazen çok daha uzun süre kalabilir.
Belki de Kendimize Sormamız Gereken Soru Bu
Sınav yaklaşırken biz en çok neyi büyütüyoruz?
Başarıyı mı, yoksa kaygıyı mı?
Bazen bir öğrencinin ihtiyaç duyduğu şey yeni bir çalışma programı değil, kendisine güvenen bir ses duyabilmektir.
Ve bazen tek bir cümle, uzun süren kaygılardan daha güçlü olabilir:
“Sonuç ne olursa olsun, ben senin yanındayım.Sınav Yaklaşırken Asıl Mücadele Sorularla Değil, Kaygıyla Başlar
Sınav dönemleri yaklaştıkça evde konuşulan konular değişmeye başlar. Sofrada, arabada, telefon görüşmelerinde benzer sorular tekrar eder. Zamanla hem öğrencinin hem de ailenin zihnini tek bir konu kaplar: yaklaşan sınav.
Bu süreçte yalnızca öğrenciler değil, aileler de sınavın duygusal yükünü taşır. Öğrenciler sorularla, denemelerle ve zamanla mücadele ederken; anne babalar belirsizlikle, endişeyle ve “Acaba yeterince destek olabiliyor muyum?” sorusuyla baş etmeye çalışır.
Çoğu zaman fark edilmeden evin içine görünmez bir duygu yerleşir: kaygı.
Sınav Stresi Her Zaman Çalışma Eksikliği Anlamına Gelmez
Birçok genç bu dönemde zihninden benzer düşünceler geçirir:
“Ya unutursam?”
“Ya emeklerim boşa giderse?”
“Ya istediğim sonucu alamazsam?”
“Ya ailemi hayal kırıklığına uğratırsam?”
Bu düşünceler çoğu zaman bilgi eksikliğinden değil, kaygının yükselmesinden kaynaklanır. Çünkü beyin kendini tehdit altında hissettiğinde öğrenilmiş bilgilere ulaşmakta zorlanabilir. Dikkat dağılır, odak azalır ve kişi bildiği sorularda bile hata yapabilir.
Bu nedenle sınav döneminde yaşanan her zorlanmayı “yeterince çalışmadım” şeklinde yorumlamak doğru değildir. Bazen sorun bilgi eksikliği değil, zihinsel yükün fazlalığıdır.
Çocuklar Sadece Sınava Değil, Beklentilere de Hazırlanır
Sınav yaklaştıkça birçok aile iyi niyetle daha fazla konuşmaya başlar: netler, denemeler, sıralamalar, hedefler ve gelecek planları…
Ancak bazen bu konuşmaların arasında çok önemli bir soru kaybolur:
“Nasılsın?”
Çünkü çocuklar yalnızca sınava hazırlanmaz; aynı zamanda beklentilere de hazırlanırlar. Bazı gençler için asıl baskı sınav salonunda değil, zihinlerinin içinde yaşanır.
“Ya ailemi mutlu edemezsem?”
“Ya beklentileri karşılayamazsam?”
“Ya başarısız olursam?”
Bu düşünceler zamanla performans kaygısını artırabilir. Bu yüzden sınav dönemlerinde çocuğun yalnızca çalışma düzenine değil, duygusal durumuna da dikkat etmek gerekir.
Kaygıyı Büyüten ve Azaltan Cümleler
Bir öğrencinin sınav döneminde duyduğu cümleler düşündüğümüzden daha fazla etki yaratabilir.
Bazı cümleler baskıyı artırabilir:
“Bu sınav hayatını belirleyecek.”
“Bu kadar çalıştıktan sonra kötü yapamazsın.”
“Artık son şansın.”
Bu cümlelerin amacı motive etmek olsa da çocuk tarafından çoğu zaman tehdit gibi algılanabilir.
Buna karşılık bazı cümleler güven duygusunu güçlendirir:
“Elinden geleni yapman yeterli.”
“Bu süreçte gösterdiğin emek değerli.”
“Sonuç ne olursa olsun sen benim için değerlisin.”
Bu tür mesajlar çocuğun üzerindeki psikolojik yükü azaltabilir. Güven duygusu arttıkça kaygı azalabilir; kaygı azaldıkça da öğrenci bildiklerine daha kolay ulaşabilir.
Başarı ve Değer Aynı Şey Değildir
Sınav dönemlerinde en sık unutulan gerçeklerden biri budur: başarı ve değer aynı şey değildir.
Bir sınav sonucu kişinin belirli bir gündeki performansını gösterebilir. O dönemdeki çalışma düzeni, dikkat seviyesi ya da sınav anındaki ruh hali hakkında fikir verebilir. Ancak bir insanın değerini belirlemez.
Ne kadar zeki olduğunu, ne kadar sevilebilir olduğunu, ne kadar önemli olduğunu göstermez.
Bunu bilmek yetişkinler için kolay görünse de birçok genç bunu gerçekten hissetmekte zorlanabilir. Bu yüzden ailelerin verdiği mesaj çok önemlidir. Çocuk şunu duyabilmelidir:
“Bu sınav önemli olabilir. Ama sen bu sınavdan çok daha önemlisin.”
Sınavdan Önceki Son Günlerde En Çok Neye İhtiyaç Var?
Sınavdan önceki son günlerde ihtiyaç duyulan şey çoğu zaman yeni bilgi, daha fazla test ya da daha fazla baskı değildir.
Bu dönemde en çok ihtiyaç duyulan şey; güven, sakinlik ve duygusal destektir.
Çünkü kaygı yükseldiğinde performans düşebilir. Ancak kişi kendini güvende hissettiğinde zihinsel kaynaklarını daha rahat kullanabilir. Bu nedenle son günlerde ailelerin sakin kalması, öğrencinin de kendisine yüklenmeden süreci tamamlaması oldukça kıymetlidir.
Sınav kaygısı öğrencinin günlük yaşamını, uyku düzenini ya da ders çalışma sürecini belirgin şekilde etkiliyorsa profesyonel destek almak faydalı olabilir. Bu konuda daha fazla bilgi için Sınav Kaygısı sayfamızı inceleyebilir; çocuk ve ergen ruh sağlığıyla ilgili güvenilir kaynaklar için Türk Psikologlar Derneği paylaşımlarına da göz atabilirsiniz.
Yıllar Sonra Hatırlanacak Olan Ne?
Birçok yetişkin geçmişte girdiği büyük sınavların sorularını hatırlamaz. Ama o dönemde nasıl hissettiğini hatırlar.
Kendisine nasıl davranıldığını…
Desteklendiğini mi…
Yoksa sürekli baskı altında mı hissettiğini hatırlar.
Bu nedenle sınav dönemlerinde yalnızca başarıya değil, sürecin nasıl yaşandığına da dikkat etmek gerekir. Çünkü sonuçlar açıklanır, tercihler yapılır, hayat devam eder. Ama bu süreçte bırakılan duygusal izler bazen çok daha uzun süre kalabilir.
Belki de Kendimize Sormamız Gereken Soru Bu
Sınav yaklaşırken biz en çok neyi büyütüyoruz?
Başarıyı mı, yoksa kaygıyı mı?
Bazen bir öğrencinin ihtiyaç duyduğu şey yeni bir çalışma programı değil, kendisine güvenen bir ses duyabilmektir.
Ve bazen tek bir cümle, uzun süren kaygılardan daha güçlü olabilir:
“Sonuç ne olursa olsun, ben senin yanındayım.Sınav Yaklaşırken Asıl Mücadele Sorularla Değil, Kaygıyla Başlar
Sınav dönemleri yaklaştıkça evde konuşulan konular değişmeye başlar. Sofrada, arabada, telefon görüşmelerinde benzer sorular tekrar eder. Zamanla hem öğrencinin hem de ailenin zihnini tek bir konu kaplar: yaklaşan sınav.
Bu süreçte yalnızca öğrenciler değil, aileler de sınavın duygusal yükünü taşır. Öğrenciler sorularla, denemelerle ve zamanla mücadele ederken; anne babalar belirsizlikle, endişeyle ve “Acaba yeterince destek olabiliyor muyum?” sorusuyla baş etmeye çalışır.
Çoğu zaman fark edilmeden evin içine görünmez bir duygu yerleşir: kaygı.
Sınav Stresi Her Zaman Çalışma Eksikliği Anlamına Gelmez
Birçok genç bu dönemde zihninden benzer düşünceler geçirir:
“Ya unutursam?”
“Ya emeklerim boşa giderse?”
“Ya istediğim sonucu alamazsam?”
“Ya ailemi hayal kırıklığına uğratırsam?”
Bu düşünceler çoğu zaman bilgi eksikliğinden değil, kaygının yükselmesinden kaynaklanır. Çünkü beyin kendini tehdit altında hissettiğinde öğrenilmiş bilgilere ulaşmakta zorlanabilir. Dikkat dağılır, odak azalır ve kişi bildiği sorularda bile hata yapabilir.
Bu nedenle sınav döneminde yaşanan her zorlanmayı “yeterince çalışmadım” şeklinde yorumlamak doğru değildir. Bazen sorun bilgi eksikliği değil, zihinsel yükün fazlalığıdır.
Çocuklar Sadece Sınava Değil, Beklentilere de Hazırlanır
Sınav yaklaştıkça birçok aile iyi niyetle daha fazla konuşmaya başlar: netler, denemeler, sıralamalar, hedefler ve gelecek planları…
Ancak bazen bu konuşmaların arasında çok önemli bir soru kaybolur:
“Nasılsın?”
Çünkü çocuklar yalnızca sınava hazırlanmaz; aynı zamanda beklentilere de hazırlanırlar. Bazı gençler için asıl baskı sınav salonunda değil, zihinlerinin içinde yaşanır.
“Ya ailemi mutlu edemezsem?”
“Ya beklentileri karşılayamazsam?”
“Ya başarısız olursam?”
Bu düşünceler zamanla performans kaygısını artırabilir. Bu yüzden sınav dönemlerinde çocuğun yalnızca çalışma düzenine değil, duygusal durumuna da dikkat etmek gerekir.
Kaygıyı Büyüten ve Azaltan Cümleler
Bir öğrencinin sınav döneminde duyduğu cümleler düşündüğümüzden daha fazla etki yaratabilir.
Bazı cümleler baskıyı artırabilir:
“Bu sınav hayatını belirleyecek.”
“Bu kadar çalıştıktan sonra kötü yapamazsın.”
“Artık son şansın.”
Bu cümlelerin amacı motive etmek olsa da çocuk tarafından çoğu zaman tehdit gibi algılanabilir.
Buna karşılık bazı cümleler güven duygusunu güçlendirir:
“Elinden geleni yapman yeterli.”
“Bu süreçte gösterdiğin emek değerli.”
“Sonuç ne olursa olsun sen benim için değerlisin.”
Bu tür mesajlar çocuğun üzerindeki psikolojik yükü azaltabilir. Güven duygusu arttıkça kaygı azalabilir; kaygı azaldıkça da öğrenci bildiklerine daha kolay ulaşabilir.
Başarı ve Değer Aynı Şey Değildir
Sınav dönemlerinde en sık unutulan gerçeklerden biri budur: başarı ve değer aynı şey değildir.
Bir sınav sonucu kişinin belirli bir gündeki performansını gösterebilir. O dönemdeki çalışma düzeni, dikkat seviyesi ya da sınav anındaki ruh hali hakkında fikir verebilir. Ancak bir insanın değerini belirlemez.
Ne kadar zeki olduğunu, ne kadar sevilebilir olduğunu, ne kadar önemli olduğunu göstermez.
Bunu bilmek yetişkinler için kolay görünse de birçok genç bunu gerçekten hissetmekte zorlanabilir. Bu yüzden ailelerin verdiği mesaj çok önemlidir. Çocuk şunu duyabilmelidir:
“Bu sınav önemli olabilir. Ama sen bu sınavdan çok daha önemlisin.”
Sınavdan Önceki Son Günlerde En Çok Neye İhtiyaç Var?
Sınavdan önceki son günlerde ihtiyaç duyulan şey çoğu zaman yeni bilgi, daha fazla test ya da daha fazla baskı değildir.
Bu dönemde en çok ihtiyaç duyulan şey; güven, sakinlik ve duygusal destektir.
Çünkü kaygı yükseldiğinde performans düşebilir. Ancak kişi kendini güvende hissettiğinde zihinsel kaynaklarını daha rahat kullanabilir. Bu nedenle son günlerde ailelerin sakin kalması, öğrencinin de kendisine yüklenmeden süreci tamamlaması oldukça kıymetlidir.
Sınav kaygısı öğrencinin günlük yaşamını, uyku düzenini ya da ders çalışma sürecini belirgin şekilde etkiliyorsa profesyonel destek almak faydalı olabilir. Bu konuda daha fazla bilgi için Sınav Kaygısı sayfamızı inceleyebilir; çocuk ve ergen ruh sağlığıyla ilgili güvenilir kaynaklar için Türk Psikologlar Derneği paylaşımlarına da göz atabilirsiniz.
Yıllar Sonra Hatırlanacak Olan Ne?
Birçok yetişkin geçmişte girdiği büyük sınavların sorularını hatırlamaz. Ama o dönemde nasıl hissettiğini hatırlar.
Kendisine nasıl davranıldığını…
Desteklendiğini mi…
Yoksa sürekli baskı altında mı hissettiğini hatırlar.
Bu nedenle sınav dönemlerinde yalnızca başarıya değil, sürecin nasıl yaşandığına da dikkat etmek gerekir. Çünkü sonuçlar açıklanır, tercihler yapılır, hayat devam eder. Ama bu süreçte bırakılan duygusal izler bazen çok daha uzun süre kalabilir.
Belki de Kendimize Sormamız Gereken Soru Bu
Sınav yaklaşırken biz en çok neyi büyütüyoruz?
Başarıyı mı, yoksa kaygıyı mı?
Bazen bir öğrencinin ihtiyaç duyduğu şey yeni bir çalışma programı değil, kendisine güvenen bir ses duyabilmektir.
Ve bazen tek bir cümle, uzun süren kaygılardan daha güçlü olabilir:
“Sonuç ne olursa olsun, ben senin yanındayım.”
İletişime Geçin
Randevu almak, süreç hakkında bilgi edinmek veya merak ettiklerinizi sormak için aşağıdaki formu kullanabilir veya doğrudan mail atabilirsiniz.
Konum
İstanbul
Sosyal Medya
YouTube
Çocuğunuzun Çantasına Sakın Bunu Yazmayın!
Eylül 9, 2026Çocuğunuza Okulu Böyle Anlatmayın! | Okulu Sevdirirken Okuldan Soğutmayın
Eylül 7, 2026MEB’den Okula Başlayacak Çocukların Ailelerine Yeni Uygulama
Eylül 2, 2026Sana Vurana Sen de Vur! Demeyin! (Çocuğunuza Kendini Savunmayı Yanlış Öğretmeyin)
Ağustos 31, 2026Instagram
Instagram gönderileri yüklenemedi (Token eksik).